
Çiğil
Türkleri; İlk Müslüman Türk Devleti “Karahanlılar Devleti”ni kuran,
büyük bir kavimdir. Bu kavimleri tanıtmak aslında tarihçilerin
görevidir. Ancak bu konuda boşluk hissedildiğinde, halk kültürü
araştırmacıları devreye girerek bu boşluğu doldurmaktadır.
Çiğil Türkleri ülkemizin muhtelif yerlerinde, Avrupa’da ve Orta Asya’da
geniş bir çoğrafyada halen yaşamaktadır.
Çiğil; Ortaçağ’da, Orta Asya’da yaşayan bir Türk kavminin adıdır. Ord.Prof.Dr.A.Zeki
Velidi Togan Çiğil kelimesinin “iç oğlan” anlamına gelen “iç-gil”
kelimesinden geldiğini belirtmektedir.(1) Bu kelime tarama sözlüğünde
“çiğin” olarak kullanılmıştır.
Eski Türklere ait İran rivayetine göre cihanşumul bir Türk Devleti kuran
Çiğil Türkleri’nin şehir merkezi, Isık Gölü’nün batısındaki Koçukarbaşı
ve Zerefşah kıyısındaki Bakırkale, Beykend ve Kaşgar idi. Bu devletin
hükümdarı Tunga Alp’dir. Tunga Alp hükümdar, İranlılar ile savaşıp,
galip gelince Hamun Gölü taraflarına ve İran içlerine kadar ilerlemiş,
burada yenilince Altaylar’ın doğusundaki büyük göllerdin birinin (Koso-Göl
veya Baykal) civarına Ruyi Diz şehrine çekilmiş, son olarak memleketin
batı kısmı olan Azerbaycan’a gelmiş, orada İranlıların eline geçerek
öldürülmüştür.(2)
Onuncu yüzyılda yazılmış, yazarı bilinmeyen Farsça Hududu’l-Alem adlı
coğrafya eserine göre, Çiğiller (Çiğil Türklerine genellikle Çiğiller
denilmiş ve böyle yazılmıştır), güneyde Tohsilere, kuzeyde Kırgızlara,
batıda Karluklara komşu idiler. Bir kısmı göçebe, bir kısmı da yerleşik
olup az sayıda fakat güzel kasaba ve şehirleri vardı. Başlıca
zenginlikleri at, koyun, deve ve sığır sürüleri idi. Bazıları aya ve
yıldızlara taparlardı. İyi huylu, hayırsever insanlardı ve hanları da
kendilerindendi.(3)
842 yılında Çiğil Türkleri Yağma Oymağı ile birlikte Karahanileri ayakta
tutarak, Türkistan’ın idaresinde söz sahibi olmuşlardır. 760 yılından
itibaren Yağma Oymağı ile beraber Kaşgar, Fergane ve Taşkent taraflarını
idare etmişlerdir. (4)
Onbirinci yüzyılda Kaşgarlı Mahmud, Çiğiller’in üç kola ayrıldıklarını
belirttikten sonra bu kollardan birinin göçebe olup, Barshan’ın
kuzeyindeki Kuyas Kasabası’nda yaşadığını söylüyor. Yerleşik olan öbür
iki koldan birisi, Tıraz (Talas) yakınlarında bir kasaba, öteki de
Kaşgar bölgesindeki bazı köyleri oturuyordu. Kaşgarlı Mahmud, Oğuzlarla
Çiğiller arasında eski çağlarda savaşlar olduğunu, bu yüzden
aralarındaki düşmanlığın kendi zamanına kadar sürüp geldiğini de
yazmaktadır. Yine aynı yazar, Oğuzların Ceyhun ırmağından yukarı Çin’e
kadar olan yerlerdeki bütün Türklere yanlış olarak Çiğil adını
verdiklerini de söylemektedir. Çiğillerin Onbirinci yüzyılın ikinci
yaryısında Maveraünnehr’e yayıldıkları anlaşılıyor. Nitekim Selçuklu
Sultanı Melikşah, Semerkant üzerine yaptığı bir seferde onlarla
karşılaşmıştır. Hatta bunlar, kendilerine bağışta bulunmadığı için,
Melikşah’a sitem etmişlerdir. Çiğiller İslam Ülkelerinde güzellikleri ve
cesaretleri ile tanınmışlardır. Farsça sözlüklere giren Çiğil,
Türkistan’da güzellikleriyle tanınmış bir şehir olarak açıklanmıştır.(5)
Çiğil Türkleri öztürkçe konuşurlardı. Şiveleri de tekti. Kızgız, Oğuz,
Tuhsi, Yağma, Iğrak ve Çaruk Boyları’nın şiveleri de Çiğil şivesinin
aynısı idi.( 6 ) Çiğil lehçesinin, Orhun Abideleri’nin dilinden hiçbir
farkı yoktu.(7)
Ondördüncü asırda Çiğil kabilesi Karluk, Tukhsı ve Argu Kabileleri ile
birlikte Çu havzasına 12. ve 13. asırdan önce yerleşmiş, bu asırda bir
ara ortadan kaybolmuşlar, kaybolunca buraya yeni oymaklar
yerleşmiştir.(8)
Bulgar kabilelerinden Eşgil, Tukhsi ve Kasan kabileleri Çiğil
Türkleri’ndendir. Macarların Sze’kely oymağı, Çiğil Türkleri’nin Doğu
Avrupa’da yaşadığı dönemlerde orada kalan uzantılarıdır.(10)
Semerkant’ta, Yağma Kabilesi ile birlikte yaşayan Çiğil Türkleri 1090
yılında Selçuklu hakimiyetine karşı ayaklandılar. Semerkant valisi
kaçmak zorunda kaldı. Doğu Karahanlı sülalesinden Yakup-Tekin’i
başlarına davet eden Çiğiller, kısa zamanda ona karşı ayaklandılar. Bu
ayaklanmayı duyan Melikşah, daha önce ayrıldığı Semerkant’a gelerek
Yakup-Tekin’i yakalayıp, durumu sakinleştirerek İstihan’a geri
dönmüştür. (11)
Çiğil Türkleri’nin sembolu “arslan” idi.
DİPNOTLAR:
1. Ord.Prof.Dr.A.Zeki Velidi Togan. Umumi Türk Tarihi’ne Giriş. İ.Ü.Ed.Fak.Yayınları.-1534.
İstanbul 1981. s.22
2. Ord.Prof.Dr.Togan. a.g.e. s.19
3. Türk Ansiklopedisi. Cilt 12 s.2
4. Ord.Prof.Dr.Togan. a.g.e. s.431
5. Türk Ansiklopedisi. Cilt 12. s.2
6. Kamuran Gürün. Türk Tarihi. İstanbul-19.. s.102
7. Prof.Dr.Faruk Sümer. Oğuzlar (Türkmenler) İstanbul-198/ s.557
8. Ord.Prof.Dr.Togan. a.g.e. s.82
9. Ord.Prof.Dr.Togan a.g.e. s.198
10. Ord.Prof.Dr. Togan a.g.e. s.158
11. Gürün. A.g.e. s.320
Çigiller kimdir?
“10. ve 11. yüzyıllardaki en tanınmış Türk topluluklarından biri de
Çigiller’dir. Bunların aslında Karluklar’ın bir boyunu teşkil ettikleri,
Mervezi’ye dayanılarak kaydedilmişti. Çigiller, o kadar büyük bir
topluluk idiler ki daha 10. yüzyılda müstakil bir Türk kavmi
sayılmışlardır.
Hududu’l-alem’de Çigiller’e dair şu bilgiler veriliyor: Bu Çigiller
aslında Karluklar’dandır. Bunların nüfusları çoktur. Çigil ülkesinin
doğu ve güneyini Karluk ülkesi, batısını Topsılar’ın yurdu teşkil eder;
kuzeyi de Kırgızlar’ın yurdudur.
Karluk ve Kırgız ülkelerinde ne gibi nesneler var ise, Çigil ülkesinde
de aynı şeyler bulunur. Onların servetleri çoktur. Çigiller’in ekserisi
çadır ve alçıklarda yaşar; şehir ve köyleri azdır; servetlerini sığır,
koyun ve at teşkil eder.
Çigiller’den bazıları güneşe ve yıldızlara tapar. Onlar iyi tabiatlı,
cana yakın, şefkatli insanlardır. Hükümdarları kendilerindendir.
Çigiller’in varlıklarını 11. yüzyılda kuvvetle korudukları görülüyor.
Kaşgarlı onlardan göçebe bir bölüğün Kuyaş’ta yaşadını söylüyor.
Kuyaş’ın, İli ırmağı üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Yine aynı
müellifimiz bir bölüğünün de Taraz yakınında bulunduğunu yazıyor ki bu,
el-Mukaddesi’nin zikrettiği Çigil kasabasındakiler olacaktır.
Çigiller’den üçüncü bir kol da Kaşgar köylerinde yaşıyordu. Buna göre
11. yüzyılın ortalarında Çigiller arasındaki yerleşik hayata geçme
faaliyetleri gelişmiştir. Onlardan göçebe hayat geçirenleri ancak İli
havzasındaki Kuyaş’ta yurt tutmuş olanlarıdır.
Bundan başka aynı yüzyılda Maveraün-nehr’de de Çigiller’den kalabalık
bir topluluğun yaşadığını biliyoruz. Ancak 12. yüzyıldan itibaren
Çigiller’in adlarına rast gelinemiyor. Bu husus şüphesiz onların hemen
tamamıyla yerleşik hayata geçmeleriyle ilgilidir.
Anadolu’da beş veya daha ziyade Çigil adının görülmesi Çigiller’den bazı
mühim zümrelerin bu ülkeye gelmiş olduklarını gösterir. Bunların Moğol
istilasından önce gelmiş olmaları çok daha muhtemeldir. Son olarak Çigil
gençlerinin yakışıklılıkları, cana yakın ve sevimli olmaları ile İran
edebiyatında akisler yapmış olduklarını da kaydedelim.”
(Faruk Sümer, Eski Türklerde Şehircilik, S.69-70)