
Kasabamızda unutulmaya yön
tutmuş folklor değerlerinden biri de saya gezmesidir. Bu
folklor, orta yaş ve ileri yaş grubunun ancak hatırlayabileceği
bir gelenektir. Kış ayının
başlamasını (zemheri) takip eden 21 Aralık’tan 27 gün sonraki 17 Ocak
gününe rastlayan
geceye yıldız sıçraması denir. O gece sayaya çıkılır.
Bu gecenin özelliği, kış ayının hafiflemesi, eskilerin tâbiriyle “taş
taşı kuytular”
sözcüğü ile hareket edilmesi ve baharın yaklaşmasının müjdesi olmasıdır.
Folklor olarak
gerçekleşmesi ise bazı yörelerde sıra gezmelerine ve yâren
toplantılarına eşdeğerdedir. O gece
15-20 yaş arası bir grup genç, bir araya gelir. Bunlardan biri, bu
grubun ebe başı (lider) olur.
Ebe başının direktiflerine göre hareket edilir. Heybeler merkebe
yüklenir. Mahallelerdeki evler
teker teker gezilir. Kapısına durulan ev sahibi maddî durumuna göre ve
gençlerin isteği
doğrultusunda yağ, bulgur, kuruyemiş, meyve, yumurta, hindi, tavuk, neye
gücü yeterse verir;
yiyecekler heybelere ayrı ayrı yerleştirilir. Burada esas önemli nokta,
her evin kapısına
durduğu zaman ebe başının saya tekerlemesini aşağıdaki şekilde
söylemesidir:
Saya saya sallı beyi,
Dört ayağı nallı beyi,
Sayacı geldi duydunuz mu?
Selâmını aldınız mı?
Ne kaldı ne kaldı?
Kırk elli gün kaldı
Kırk elli günü geçelim,
Koyunu kuzuyu seçelim
Meleşin kuzularım
dedikten sonra, gruptaki bütün gençler, koyun ve keçi çanlarını çalarak
“meeeee... meeeee...”
diye bağırırlar. Bu tekerleme, yöre ve mahalle halkına saya gününün
geldiğini belirtir.
Yiyecekleri da ona göre hazırlarlardı. Daha sonra toplanan yiyecekler
ebe başının veya bir
başkasının evine gidilerek yenilir, içilir ve eğlenceler tertip edilir.
Çoğu zaman bu eğlence
sabaha kadar devam eder. Sayaya katılan gençler, giyecekleri ile de ilgi
çekerdi. Çoban ve efe
kıyafetleri bunların en bariz şekilleridir.